İçeriğe geç

Yazar nerelerde çalışır ?

Yazar Nerelerde Çalışır?

Bir yazarın çalışma ortamı, herkesin bildiği gibi, genellikle huzurlu ve sakin bir yer olmalı. Ama ben sana bir yazarın gerçek hayatını göstereyim: Sabah kalkıp, kahve alıp bilgisayar başına geçmek, birkaç saat yazmak, sonra birden o “motivation” kaybolduğunda kalkıp sahile inmek ve balıkçıların ağlarını izlerken derin düşüncelere dalmak… Ya da en iyi fikirlerin geldiği an: “Ulan, bu fikir tam da metrobüste giderken aklıma geldi!”

Evet, bu benim gerçek hayatım. İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, içsel çatışmaları fazlasıyla olan bir gencim. Hem espri yapıp, etrafımda herkesi güldürüyorum, hem de her şeye aşırı fazla anlam yükleyip derin derin düşünüyorum. Yazar olmak, biraz da bu içsel dengeyi sağlamaya çalışmak demek. Ama bir sorum var: Yazar nerelerde çalışır?

Çalışmak mı? Benim İçin En Klasik Yer: Kafeler

Evet, bir yazar olarak kafelerde çalışmak, hayal ettiğim tüm senaryoları yazarken benim vazgeçilmez ortamım. Düşünsene, bir elinde laptop, diğerinde latte, etrafta sesler var ama sen o seslerin hiçbirini duymuyorsun. Gerçekten! Bir yazara, kafa dinleyip çalışmak için ideal ortamı sağlamak bir tür sanattır. Ama aynı zamanda, kafedeki o “yazar” havası bir başka güzeldir. Bilgisayarın ekranına bakarken, kollarını çapraz yapıp biraz düşünürken etrafındaki insanların sana hayran hayran bakmalarını istersin, değil mi? (Tabii, onlar aslında Instagram’da fotoğraf çekiyor olabilirler ama neyse).

Dış ses: “Abi sen burada ne yazıyorsun?”

İç ses: “Kitap yazıyorum, ya da… en azından bir şeyler yazıyorum, ama bunu sana anlatamam çünkü henüz yayımlanmadı.”

Kafelerde çalışmak, yazar için harika ama tuhaf bir tecrübe. Çünkü bazen, en iyi yazılar orada yazılmaz, sadece yazmaya başladığın anda yazmak istersin. Mesela, bir cümle tamamlandıktan sonra, “Evet, müthişim. Tam da bu cümleyi arıyordum!” diyorsun ve etrafındakilerin anlamadığı bir şekilde bilgisayar ekranına bakarken kendini yazar olarak buluyorsun. Ama sonra bir bakıyorsun, o cümlenin bir öncekilerle hiç ilgisi yok. O da ayrı bir mesele…

Evde Çalışmak: Bir Yazarın En Zorlu Savaşı

Kafede çalışmak başka, evde çalışmak başka. Evde bir yazar olarak çalışmak, insanın karşılaştığı en büyük sınavlardan biridir. Sadece kahvenin başrol olduğu bir dünyada, yazıya başlamak mı? O kadar basit değil. Birçok engelle karşılaşırsınız: Evdeki dağınıklık, annemin “Oğlum, odayı toplamadın mı?” soruları, kanepenin rahatlığı ve en büyük tehlike: Yatak. Yatak, yazarın evdeki en büyük düşmanıdır. Her zaman seni “Birazcık kestir, yazmaya daha sonra devam edersin” diye kandırır.

Bunu kabul ediyorum: Evde yazı yazmak, bir yazar için inanılmaz zorlayıcı olabilir. Tüm dağınıklığı topla, telefonunu kapat, mutfak kapısını sıkıca kapat ki annen “Yine bir şeyler yazıyorsun, öğlen yemeğini yedin mi?” demesin. Ama ne yazık ki, odanda birden o kadar çok şey yapma isteği gelir ki. “Şu kalemi bulmalıyım,” “Şu eski defteri açmalıyım,” “Valla, bu sene okuduğum kitabı ne zaman yazacağım acaba?” derken bir bakmışsın, saatler geçip gitmiş, ve sen hala yazmaya başlamamışsın.

İç ses: “Bir dakika, yazıya başlamak istiyorum ama… Bu odada bir kaç eşyayı yerleştirsem iyi olacak.”

Dış ses: “Oğlum, yazmaya başlayacaksın ama yataktan kalkmıyorsun, değil mi?”

Sokakta Çalışmak: Yazma Serüveninde Ara Sıra Kaçamaklar

Yazarlar bazen bir kafede, bazen evde çalışırken, başka bir zaman da sokaklarda çalışırlar. Evet, yanlış duymadınız. Sokakta yazmak da bir yazar için en ilginç tecrübelerden biridir. İzmir’de yaşamak, bana sürekli olarak ilham veren bir ortam sundu. İstediğiniz kadar başınızı kaldırıp denizi izlersiniz, ya da kuşların uçtuğunu seyredersiniz… Ama ben genelde sokakta yazdığımda ilhamı kaybediyorum. Sadece yürüyüş yaparken, o kadar çok düşünürüm ki, sonunda yazacak hiçbir şey bulamam.

Dış ses: “Bu yazıyı yazarken deniz kenarındaki dalgaları mı izliyordun?!”

İç ses: “Evet, ama aslında dalgalar bir şeyler söylüyor, fark ettin mi?”

Sokakta yazmak, özgürlüğün tam anlamıyla yaşandığı bir ortam olabilir. Yani bir yazar olarak, her yerde yazı yazabilmek aslında oldukça ilginç. Gerçekten! Fakat sokakta yazmak, her an ilham geldiğinde hemen yazmaya başlamak demek değil. Bu bazen, son derece absürd bir hâle gelebilir. Mesela, bir cümle yazmaya çalışırken, “Şu an neyi yazıyorum ben? Bu yazıyı kim okuyacak?” diye düşünmek insanı biraz da delirtebilir. Ama olsun, hayallerin peşinden koşmak biraz da böyle bir şey.

Yazar Nerelerde Çalışır? Sonuç: Yazar Her Yerde Çalışır!

Sonuçta, yazar nerelerde çalışır sorusunun cevabı net bir şekilde “her yerde”dir. Bir yazarın hayal gücü sınırsızdır ve kelimeleri, düşündükçe her yere yayılır. Kafede, evde, sokakta veya bir tren yolculuğunda… Her ortamda çalışılabilir, çünkü yazmak, ilhamın nerede geldiğiyle ilgili değil, onu nasıl yakalayacağınızla ilgilidir. Yazar, her yerde, her koşulda çalışabilir.

Gün sonunda, ben şunu kabul ediyorum: Bir yazarı engelleyen en büyük şey, o yazı yazmaya başladığında gelen korkudur. Korku yazacak bir şey bulamama korkusudur. Ama unutma, yazdıkça, düşündükçe, bazen en güzel fikirler, beklemediğin anlarda, en ilginç yerlerde gelir.

Evet, belki de yazarlık, biraz da her ortamda, her anda çalışmaya karar vermekle ilgilidir. Çünkü yazı, ne kadar geç kalsa da, o kadar değerli olur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!