Kahramanmaraş’a Yolculuk: Bir Şehir ve Onun Tatlı Hikâyesi
Kahramanmaraş… Adını yıllardır duyduğum ama bir türlü gitme fırsatı bulamadığım bir şehir. Kayseri’de yaşayan bir genç olarak, her yaz tatilinde bir yerlere kaçmak, başka şehirleri görmek isterdim. Ama bir türlü Kahramanmaraş’ın o büyüleyici havasını solumak nasip olmamıştı. Ta ki geçen yaz, bir arkadaşımla oraya doğru yola çıkana kadar. O yolculuk, hem benim için hem de ruhum için bir dönüm noktasıydı.
İçimde bir umut, bir heyecan vardı. Kahramanmaraş’ı ilk kez görecek olmanın heyecanı, uzun zamandır hissetmediğim bir duyguya dönüşmüştü. Yolda, camdan dışarı bakarken, bir taraftan da kafamda dönüp duran o cümle vardı: “Kahramanmaraş neyiyle meşhur?” Birçok şeyi duymuştum, ama en çok Kahramanmaraş dondurmasını duymuştum. Ama bunun ötesinde neler vardı? Kahramanmaraş’ta beni ne bekliyordu?
Bir Şehre Varış ve İlk İzlenimler
Gittikçe şehre yaklaşıyor, içimdeki merak da artıyordu. Kahramanmaraş, sıcak havası, insanlarının samimi tavırları ve geçmişle geleceği birleştiren o atmosferiyle beni bekliyordu. Şehre adım atar atmaz, bana özel bir his oluştu. Sanki yıllardır tanıdığım bir yer gibiydi. Anlamsız bir şekilde bir yabancılık hissi taşımadım. Hatta caddede yürürken, karşımdan gelen insanlar bana gülümsedi, sanki herkes buraya aitmiş gibi hissettirdi. Ama bir yandan da o her zaman merak ettiğim şey, “Kahramanmaraş neyiyle meşhur?” sorusunun cevabını bulmak için sabırsızlanıyordum.
Önce dondurmasını tatma fırsatım oldu. Herkesin “Kahramanmaraş dondurması”ndan bahsettiği o ünlü tat, bana da bir tüyoyu verdi. Ancak o kadar fazlası vardı ki. Dondurma öyle bir anıydı ki, yediğim her kaşıkla birlikte, şehri keşfetmeye yönelik heyecanım da artıyordu. İşte burada dondurmanın bu kadar meşhur olmasının sebebini anlamaya başladım. Dondurmanın dokusu, kıvamı… Farklıydı, sıradandı ama bir o kadar da özgündü. Bu, sadece bir tat değil, bir kimlikti. Bir şehri anlatan, her kaşıkta size o şehri, tarihini, kültürünü hatırlatan bir tat!
Bir Kültürün Peşinde: Maraş İşi Dondurma ve Gelenek
Kahramanmaraş dondurması, sadece yediğimiz bir tatlı değil, şehrin kendisini simgeliyor. İçindeki salep, bölgenin doğasından, topraklarından alınan bir hediye gibi. Her kaşık, Maraş’ın dağlarının, çiçeklerinin, o tarihi dokusunun bir parçasıydı. Bunu tatmak, şehri bir parça hissetmek gibiydi. Sadece dondurma değil, aynı zamanda buradaki insanların yaşam biçimi, sıcakkanlılıkları, geleneklerine bağlılıkları beni etkiliyordu.
Bir kafede otururken, dondurmacının yanına gelen yaşlıca bir adam, her seferinde dondurmasını yavaşça alıyor, orada bir köşede oturan çocukları izliyordu. Yaşlı adamın bakışlarındaki derinlik, her şeyin anlamını anlamama yardımcı oldu. Kahramanmaraş’ta hayat, hızlı akmıyordu. İnsanlar zamanın değerini daha çok anlıyor gibiydi. Dondurma, belki de sadece bir tat değil, yaşanmışlıkların, nesiller arası aktarımın bir aracıydı.
Kahramanmaraş’ın Sıcak İnsanı
Yolda yürürken, bir köyün pazarına rastladım. Orada, tezgâhların arasında dolaşırken, birkaç insanın göz göze geldiği anda, bana o kadar samimi bir şekilde gülümsediler ki, ruhumda bir sıcaklık hissettim. Sadece bir yabancı olarak orada bulunuyordum, ama insanlar bana “hoş geldiniz” diyordu sanki. Kahramanmaraş’ta yaşamın, dışarıdan gelen birine de ne kadar açık olduğunu fark ettim. Şehre girdiğinizde sadece bir şehir değil, bir aileye adım atıyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. İnsanlar birbiriyle sıcak, birbirini tanımayanlara dahi kalpten bir hoş geldin sunuyorlar.
Ve bir de o meşhur Maraş işi dövme peyniri vardı! Tezgâhını kurmuş olan teyzelerin, geleneksel Maraş işçiliğiyle yaptıkları peynirler ve her birinin o ‘geleneksel’ denilen dokunuşları… Şehri daha fazla tanımak için sormak, merak etmek, araştırmak istiyordum. Kahramanmaraş’a dair öğrenecek o kadar çok şey vardı ki!
Kahramanmaraş’ın Gölgesinde Bir Hayal Kırıklığı
İşte tam da bu noktada, şehre dair en büyük hayal kırıklığımı yaşadım. “Kahramanmaraş neyiyle meşhur?” sorusunun cevabını ararken, bir şeyi gözden kaçırmışım. Şehri sadece yemekleriyle, gelenekleriyle tanımak yetmezdi. Bu şehir, insanlarıyla, tarihî yapılarıyla ve kültürüyle derin bir anlam taşıyordu. Bu gezinin bana kattığı şey şuydu: Bir şehri anlamanın en doğru yolu, sadece neyle meşhur olduğuna bakarak değil, o şehri neyle anladığınıza odaklanarak keşfetmektir. Ve belki de en önemli şey, bir şehri hissetmektir.
Sonuç: Kahramanmaraş’a Bir Bakış ve Dondurmanın Ötesi
Kahramanmaraş, bana sadece dondurma değil, sıcak bir insanlık dersi verdi. Her bir sokağında, her bir tezgâhında, her bir sohbetinde bir hayatın, bir kültürün izlerini buluyorsunuz. Gerçekten de bir şehri anlamanın yolu, sadece dışarıdan bakmakla değil, içine girmekle mümkün. Kahramanmaraş, dondurmasıyla meşhur olabilir ama benim için, orada geçirdiğim her dakika, o şehrin ruhunu, sıcaklığını ve dostluğunu hissetmeme yetti.